Ne zamandı onu ilk görüşüm?

Muhtemelen ilk görüşümle ilk farkedişim aynı zamana rastlamaz. Ama adı anıldığında aklıma ilk gelen an; Charlize Theron’un The İtalian Job’da (italyan işi) bilmem kaç dakikada, bilmem kaç kilometre yolu, bilmem ne kadar yoğun bir trafikte gidip de iki araba arasına bir erkek “edasıyla” parkedip arabasından indiği o an… İşte o an ben ona vuruldum.. Sene 2003..

Mini Cooper..

Yine aynı filmin devamında, canım arabalara modifiye yapıp da, gücünü arttırmaları sonucunda  son aldığı şekil aşkımı bir kat daha artırdı.. Bu öyle sıfatsız hatunların makyaj ve estetikle güzelleşmesine benzer bi modifiye değildi.. Kleopatran’nın gözüne sürme çekmesi, ciğerinden check up a girmesi nevinden, kraliçeye ufak rötuşlardan öteye gitmez.

Bu arada nedendir bilmem, Mini Cooper’a hep dişi bir araba gözüyle bakmışlığım var. Bir A3, bir 1.20 gibi değil de, sanki bunların ardında süzülerek giden, cazibesi ile onları alt eden bir hatun kişi..

MINICooper

1959′da ilk sahneye çıktığında böyle sevilecek miydi? Bu kadar aşığı olacak mıydı nevinden sorular Alec Issigonis’in ilk minisini çıkardığında aklına geldi mi bilmem ama, bugün o aşıklar ne kadar ecnebi de olsa Issigonis’in John Cooper’la tanıştığı güne şükrettiklerinden hiç şüphem yok.

Tabi serüven 2001 yılında tamamen değişir.. Dünün ingiliz sanviçi artık Alman olmuştur.. Mini’k liği bırakıp MINI seviyesine atlaması, kimileri için düş kırılığı olsa da benim gözümde ha Alman, ha İngiliz.. Çizgiden taviz vermedikten sonra ne önemi var..

İşte budur 50 yıllık bir güzele aşkımın hikayesi.

İnşallah kendileri pek kıskanç değillerdir, zira bizde ayran gönüllülük had safhada:)